Atomic Blonde: Casuslar Şehrinde Vahşi ve Güzel Ajanın Serüveni
Pazartesi, Ağustos 14, 2017
Son zamanlarda John
Wick gibi önemli aksiyon filmine imza atan ünlü yönetmen David Leitch, bu sefer
bu senenin en çok beklenen filmlerinden biri olan Atomic Blonde ile geri
dönüyor. Antony Johnston’un yazıp Sam Hart’ın çizdiği The Coldest City adlı
çizgi romanından sinemaya uyarlanan Atomic Blonde oldukça iddialı bir şekilde
ülkemizdeki sinemaseverle bu hafta beyaz perdede buluşuyor.
Filmin oyuncu
kadrosunda Charlize Theron, James McAvoy, John Goodman, Sofia Boutella, Bill
Skarsgård gibi ünlü oyuncular yer alıyor. Filmimiz soğuk savaş dönemindeki bir
hikâyeyi anlatmakta. İngiliz gizli servisi MI6’in en ölümcül ajanlarından biri
olan Lorraine Broughton (Charlize Theron), Berlin’de öldürülen ajanı araştırmak
ve kayıp ajan listesini bulmak için görevlendirilir. Berlin’deki görevinde ona
Berlin istasyon şefi David Percival (James McAvoy) yardımcı olacaktır.
Lorraine bu görevinde
bütün ajanlık yeteneklerini ortaya koyup gizli görevi başarıyla yerine getirmek
ister ancak birçok tuzak ve ihanetle karşılaşır. Berlin’e adım attığı andan
itibaren gerilim dolu bir aksiyon ortamının içinde bulur kendini. Birçok
tehlikeden korunmak için korkusuz bir şekilde düşmanlarıyla mücadele eder.
Mad Max: Fury Road
filmindeki başarılı oyunculuğuyla kendisinden oldukça söz ettiren Charlize
Theron, Atomic Blonde filminde bu başarısını korumaya devam etmiş. Usta
oyunculuğu sayesinde filmin inandırıcılık yönünü daha da sağlamlaştırmış.
Lorraine karakterinin güçlü ve korkusuz yanlarını iyi bir şekilde özümseyip
bunu filme başarılı bir şekilde yansıtmış.
James McAvoy ise Filth
filmindeki serseri halleriyle filmin güçlü yapısını korumaya yardımcı olmuş.
David Percival (James McAvoy), Doğu ve Batı Almanya arasında mekik dokuyan bir
ajandır aynı zamanda. İki tarafta da sağlam bağlantıları olan, özel görevlerini
gizli bir şekilde halletmeye özen gösteren umursamaz bir tiptir.
Bu iki ajan, kaybolan
ajan listesini bulmak için her türlü tehlikeyi göze alır. Bu olayların arka
planında ise Berlin Duvarı’nın yıkılma sürecinde yaşanan kaos ortamı anlatılır.
Doğu ve Batı Almanya’da yaşanan gerilim ortamından ajanlar da etkilenir. Filmde
birden fazla yabancı dil kullanılması sağlam bir uluslararası perspektifinin
ispatıdır.
Ruslarla mücadele eden
bu ikili bir süre sonra birbirleriyle mücadele etmeye başlar. Daha sonra
Fransız istihbarat servisinden Delphine (Sofia Boutella) olaya dahil olur. CIA
ise yaşanan olayları büyük bir titizlikle takip etmektedir. Percival, kurnazca planlar
yaparak Lorraine’in görevine engel olmaya çalışır. Yönetmen David Leitch, dönem
filmi çekme konusunda oldukça başarılı bir yol izlemiştir. Kadın ve erkeğin
birbirine karşı üstünlük mücadelesi her alanda kendini belli eder. Ajanlıkta
bile bu durum değişmez. Percival’ın Lorrain’den habersiz yaptığı planlar
Lorrain’in başına iş açar.
Filmimiz geçmiş ve
günümüz olarak iki ayrı bölümden oluşmakta. Günümüzde yaşanan sorgulama
sahneleri filmi durağan bir hale getiriyor. Oysa geçmişte yaşanan sahnelerde
aksiyon ve macera sahneleri buram buram hissediliyor. Bu noktada yönetmenin
oldukça inandırıcı bir şekilde hikâyeyi ele aldığını söyleyebiliriz.
Filmde kullanılan
ışıklar oldukça göz kamaştıran bir yapıya sahiptir. Başarılı bir şekilde
kullanılan ışık, filmin her sahnesinde kendini belli eder. Filmde kullanılan
müzikler ise izleyeni aksiyon atmosferinde hissettirir. Sahne değişimlerinde
müziğinin ritmi değişkenlik gösterir. Kullanılan her müziğin büyük özenle
seçildiği bariz bellidir.
Lorraine başına buyruk,
güçlü bir kadın ajan olarak oldukça dikkat çeken bir karakter. Verilen
görevleri yerine getirmek için her türlü riski gözen alan bu kadın adeta bir
hayatta kalma uzmanı. Başına gelen türlü felaketleri ustalıkla geri püskürmeyi
başarır. Charlize Theron, femme fatale karakter olmanın bütün yönlerini
başarılı bir şekilde yansıtmaktadır.
Soğuk savaş dönemindeki
Berlin’de güvensiz bir ortam vardır. Bu güvensizlik ortamından karakterlerimiz
de nasibini almıştır. Lorraine ve Percival birbirine güvenmeyen ama birlikte iş
yapmak zorunda kalan bir çifttir.
Atomic Blonde filmini
klasik ajan filmlerinden ayıran birkaç yön var. Örneğin, Lorraine’in cinsel
yönelimini gözler önüne serer yönetmen. Bunu yaparken de hiçbir şeyden çekince
duymaz. Klasik ajan filmlerinde görülen kadın erkek arasında yaşanan sevişme
sahnesi bu filmde iki kadın arasında yaşanır. İki kadının birbirine duyduğu
tutku, hikâyenin dinamikliğine katkı sağlar. Onun dışında yönetmenin güçlü
kadın ajan tiplemesini düzgün bir şekilde işlenmesi yine Atomic Blonde filmini
klasik ajan filminden ayıran bir özelliktir.
Atomic Blonde filminin
sinematografisi oldukça başarılı. Her sahne adeta bir fotoğraf karesi gibi.
Özenle çekilen sahneler filmin aksiyon ve tarih kokan atmosferine katkı
sağlamıştır. Göz kamaştıran görüntüyle birleşen başarılı müzikler hikâyeyi
başarılı bir şekilde yansıtmaya yardımcı olmuştur.
Filmdeki dövüş
sahneleri oldukça doğaldır. Lorraine’in yakın dövüşteki uzmanlığı filmin genel
havasına uyumludur. Charlize Theron bu filme hazırlanmadan önce yakın dövüş
eğitimi konusunda kendini epey geliştirmiş gibi görünüyor. Öyle ki dövüş
sahnelerinde adeta yıllarca ajanlık yapan biri gibi dövüşüyor.
Genel olarak baktığımda
güçlü bir hikayeyle karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. Lorraine, bu görev
sırasında korkusuzca hareket eder. Karşılaştığı her kötü durumu ustalıkla
çözüme kavuşturur.
Yönetmenin
Machiaevelli’ye ve Tarkovsky’nin Stalker filmine gönderme yapması, Atomic Blonde
filminin edebiyat düşkünlerinden ve sinemaseverlerden tam puan almasını
sağlayabilir. Gönderme yaptığı her şeyin bir sebebi olması da yine hikâyenin ne
kadar güçlü olduğunu ispatlıyor.
Filmin sonlarına doğru
senaryonun tamamen değişmesi izleyenleri şaşırtacaktır. Bu durum hikâyenin
inandırıcılığını hafiften zedelese de usta oyunculuklar, sağlam sinematografi
ve kullanılan müziklerle bu açık kapanıyor.
Atomic Blonde filmi,
inandırıcı hikâyesiyle kendini izlettiren, güçlü oyuncuları, başarılı sinematografisi
ve müzikleriyle göz kamaştıran yapıya sahip bir film olmuş. Klasik ajan
filmlerinden sıkılanlardan için şahane bir alternatif sunmuş bize David Leitch.
Bize de filmi izlemek düşüyor.
Hamiş: Bu yazım Perasinema'da yayımlanmıştır
Filmin fragmanı
0 yorum