Ant-Man ve Wasp: Geveze, laubali ve fazlasıyla demode
Cuma, Temmuz 06, 2018
Marvel’in bir büyüyüp
bir küçülen kahramanı Ant-Man, bu sefer Wasp’ı yanına alarak yeni bir maceranın
kollarına atıyor kendini. İlk filmiyle beklentilerin üzerinde bir beğeni
yakalayan Ant-Man filmi, bu sefer ikinci filmi Ant-Man ve Wasp ile beyaz
perdeye taşınıyor. Bu hafta ülkemizde vizyona giren filmin yönetmeni Peyton
Reed. Oyuncu kadrosunda ise Paul Rudd, Evangeline Lilly, Michael Douglas, Michelle
Pfeiffer gibi isimler yer alıyor.
Kaptan Amerika’nın
çağrısı üzerine Avengers’ın çatışmasına dahil olan Scott Lang (Paul Rudd),
Sokovya antlaşmasını ihlal ettiği için federaller tarafından iki sene ev
hapsine mahkum edilir. Kızıyla birlikte vakit geçirmeye özen gösteren Scott,
sorumluluk sahibi bir baba olarak karşımıza çıkıyor. Kızı Cassie ile olan uyumu
oldukça dikkat çekici. Yönetmen buradan yola çıkarak ideal baba- kız ilişkisini
ifade etmeye çalışıyor. Bir babanın kızıyla olan iletişimin ne kadar önemli
olduğunun altını çiziyor.
Profesör Hank ve kızı
Hope ise kuantum boyutuna gitmek için kolları sıvarlar. Bilim insanı Profesör Hank,
üstün bilimsel yöntemleriyle kuantum boyutuna ulaşmanın bir yolunu bulur.
Karısının hala hayatta kuantum boyutunda yaşamına devam ettiğine inanan
profesör, bu varsayımını gerçekleştirmek için kızı Hope ile birlikte karısı
Janet’e ( Michelle Pfeiffer) ulaşmaya çalışır. Filmimiz bize bu yolculukta kahramanların
neler yaşadığını anlatıyor.
Genel anlamda
baktığımızda beklentileri karşılamayan vasat bir filmle karşı karşıya
olduğumuzu söylemek isterim. Gerek oyunculuk gerekse uzadıkça uzatılan yersiz
espriler filmin odak noktasına katkı sağlayamıyor. Ant-Man ilk filminde
eğlenceli bir kahraman olduğunu ispatlamıştı. Bu filmde bu durumun üstüne biraz
daha gitmişler.
Lost dizisinden
tanıdığımız Evangeline Lilly, Hope karakterini canlandırırken sanki gizli bir
soğukluk sezdiriyor izleyiciye. Karakterini tam olarak benimsememiş gibi
hissediliyor. Hope’un Scott ile iyi bir ikili olduğu bariz belli bu filmde.
İkisinin takım halinde çalışması ortaya çok güzel işler çıkarıyor. Filmin
aksiyonunu bu takım kurtarıyor bir nebze.
İlk filminde Hope’u
kısmen de olsa tanımıştık. Bu filmde kendini öne çıkarmaya başarmış. Yukarıda
da bahsettiğim gibi karakterinin soğuk bir duruşu var. Bir türlü benimseyemiyor
izleyici. Scott, esprileriyle kendini çabucak sevdirirken Hope biraz daha
mesafeli yaklaşıyor bu konuya. Hope belki de bu filmin ikinci beyni olarak
işlev görüyor belki de.
Filmin espri dozu, ilk
filme nazaran biraz daha artmış gibi. Bu durum Marvel filmlerinin genel
yapısında var olan bir şey zaten. Komik olmayan uzatılmış konuşmalar neredeyse
her marvel filminde varlığını korumaya devam ediyor. Bu durum filmin
akıcılığını da olumsuz şekilde etkiliyor.
Ghost (Ava), yeni bir anti-kahraman olarak ilk defa karşımıza çıktı. Talihsiz bir kaza sonucu ailesini kaybeden Ava, bu kazanın ardından tahmin edemeyeceği bir durumla karşılaşmıştır. Kendisinin vücudu moleküllere ayrılıp birleşmektedir. Bu durum Ava’nın sağlığını olumsuz bir şekilde etkiliyor haliyle. Yönetmen Peyton Reed, yan karakterlerin hikayelerini beyaz perdeye taşıma konusunda yeteri başarıyı sergileyememiş bana göre. Filmdeki kötü rolüne bürünen karakterler bile rollerine yeterince benimseyememiş gibi görünüyor.
Filmi izledikten sonra Ava karakteri
pek akılda kalıcı olamıyor maalesef. Yine de filmin temposunu yukarıya
taşıyabiliyor. Benim Ava konusunda dikkatimi çeken bir şey var. Flashbackte
kendisi siyahi bir kız olarak görünüyor ama yetişkin halinde bu durum tam tersi
olarak ifade edilmiş. Yanılma payımın olduğunu belirtmek isterim. Bana göre
filmin bu kısmında ufak bir mantık hatasının olduğunu söyleyebilirim.
Kuantum boyutunun
ihtişamı ilk filmdeki gibi ışıltılı bir şekilde yansıtılmış. Efektlerin
kullanımı oldukça yerindeydi. Efektler göz yormuyor, aksine aksiyon
sahnelerinde izleyiciyi etkisi altına almayı başarıyor. Daha iyi olma şansları
elbette vardı ama riske girmemiş yönetmen.
Senaryo buram buram
vasatlık kokuyor. Esprilerin dozu iyi ayarlanmadığı için asıl konuya parmak basacak
önemli bir olay yaşanmıyor. Yan karakterlerin filme katkısı ise neredeyse hiç
yok. Yan karakterleri filmden çıkarsalar filmden hiçbir şey eksilmez. Filmin
hiç akıcı bir yönü yok. Efektler sayesinde gerçekleştirilen aksiyon sahnesi
olmasa bomboş olacak neredeyse. Hope, Wasp kostümünün içinde oldukça iyi işler
çıkarıyor. Kendisi aksiyon sahnelerinde adeta Black Widow’a dönüşüyor.
Böylelikle Hope’un bu filmde karakter anlamında kendini bir tık daha
geliştirdiğini görüyoruz.
Filmin bana göre en
güzel yanı Scott ve kızı Cassie arasındaki samimi ilişkiydi. Bunun dışında
efektlerle kurtarılan aksiyon sahneleri, filmi bir nebze olsun izlenir kılıyor.
Birden fazla yan hikayenin tek bir hikayede birleşmesi iyi bir fikir gibi görünse
de totalde fazla işe yaramadığını görüyoruz bu filmde.
Ant-Man, ilk filminin
heyecanını yense de ileriye dönük akılda kalıcı bir performans sergileyememiş
ne yazık ki. Zaten ikinci yarıdan sonra biraz olsun toparlanmaya başlıyor
hikaye. Yine iyilerin kazandığı bir süper kahraman filmi daha sundu bize
Marvel. Keşke şu klişe kalıplarından kendini sıyırabilse… Her seferinde temcit
pilavı gibi aynı hikayeleri ısıtıp ısıtıp önümüze koymaktan başka bir işe
yaramıyorlar maalesef. Senaryodaki o vasatlığı görmezden gelmek neredeyse
imkansız zaten. Bu film çekilmeseydi çok da bir şeyi kaçırmazdık diye
düşünüyorum. Durmadan ufalıp büyüyen kahramanları takip etmek bir süre sonra
sıkıcı bir duruma dönüşüyor. Wasp ve Scott arasındaki ilişki bile doğru düzgün
ele alınmamış. Her şey aceleye getirilmiş gibiydi.
Ant-Man ve Wasp filmi
bizlere yeni bir şey sunmuyor ne yazık ki. Aksine ilk filminde gönüllerde yer
ettiği komedi unsurundan faydalanıyor. Yani kolaya kaçmayı tercih ediyor. Teknolojik
anlamda yenilik sunsa da içerik anlamında zayıf bir film olduğunu
söyleyebiliriz. Wasp’ın azmini, annesi
için verdiği mücadeleyi görmek istiyorsanız bu filmi izleyebilirsiniz. Benim
büyük beklentilere kapılarak giderseniz salondan hüsranla çıkacağınızı söylemek
isterim. Film bittikten sonra iki tane after credits var. İlki önemli bir
sahneden oluşuyor. İkinci sahne ise tamamen gereksizdi. Boşuna beklemeyin
ikinciyi görmek için.
Şimdiden keyifli
seyirler (Tabii böyle bir şey bu film
için mümkünse)
Filmin Fragmanı
0 yorum