Aile Sırları: Dipsiz Yalanlar Kuyusu
Çarşamba, Ocak 23, 2019
Babalarından haber alamayan üç kız kardeşin, aile
evinde toplanmasını ve akabinde gelişen olayları konu alan oyunumuz, iç içe
geçen hikayeleriyle seyircinin dikkatini çekiyor. İlaç bağımlısı ve ağız
kanseri olan Violet (Hülya Gülşen), aksi ve depresif bir anne rolüyle bütün
dikkatleri üstüne çekiyor. Oyunumuz bizlere bir ailenin sırlarla dolu geçmişini
gözler önüne seriyor. Oyunun iyi ve kötü yönlerinden bahsedecek olursak şunları
söyleyebiliriz:
İyi yönleri
- Oyunun dekor tasarımı oldukça başarılıydı.
Özellikle sahneyi doğru şekilde kullanmanın inceliklerini yerine getirmeyi
başarmışlar. Sahnenin bu yapısı seyircinin oyuna olan ilgisini de çekiyor aynı
zamanda. Sahne tasarımındaki detaylar ilgi çekici özellikler barındırıyor. Çatı
katına kadar ele alınan dekor büyük bir emeğin ürünü olduğunu ispatlıyor.
- Işık kullanımı doğru zamanlarda kendini iyi
şekilde belli etmiş. Sarı, Mavi, Kırmızı tonların yer yer hakim olduğu sahne
büyüleyici bir atmosferi çağrıştırıyordu. Sarı renk normalde sahnede çoğu zaman
göz yorar. Ancak bu oyunda sarı renk göz yormuyor aksine ailenin sahip olduğu
renklerden birini ifade ediyor.
- Hülya Gülşen tam anlamıyla bütün alkışları hak
ediyor. Oyunu neredeyse tek başına göğüsleyip toparlayan, mizahi unsurları en
iyi şekilde seyirciye yansıtan usta bir oyuncu kendisi. Oyundaki ani çıkışları,
anlık duygu değişimleri şaşırtıcı derece başarılıydı. Sözünü kimseden
sakınmayan, deli dolu, sert mizaca sahip bir karakter olan Violet'i iyi bir
şekilde yansıttığını söyleyebiliriz.
- Evin büyük kızı Barbara (Zeynep Köse), annesiyle
birlikte girdiği tartışmalarla evdeki otoritesini ön plana çıkarıyor.
Barbara'nın annesine meydan okuması, evliliğinde yaşadığı sorunlarla baş etmeye
çalışması, babasına duyduğu özlemi onun güçlü yönlerinden birkaçı sadece.
Oyunun sürükleyiciliğine destek veren karakterlerden biriydi Barbara. Bu açıdan
başarılı olduğunu düşünüyorum.
- Oyundaki mizahi unsurlar da dikkat çekiciydi.
Özellikle Violet ve kız kardeşi Mattie Fae'nin (Mine Tüfekçioğlu) mizahi
yönleri birbiriyle oldukça uyumluydu. Steve'in (Cem Sürgit) mizahi açıdan oyuna
katkısı oldukça büyüktü. Karen (Sibel Yıldırım) ile bu konuda birbiriyle uyumlu
olduğunu söyleyebiliriz.
- Enstrümanlı müziklerin oyuna olumlu bir katkı sağlamış. Duygu yoğunluğunu yansıtma açısından doğru bir seçim olduğunu söyleyebiliriz. Ancak sözsüz rock müzik oyunla hiç uyumlu değildi. Bu yanlış müzik tercihi göze batıyor ne yazık ki.
- Merdiven metaforu çok hoş bir detaydı. Annenin
sürekli merdivenden inip çıkması aslında ailedeki sorunları işaret ediyordu.
Merdivenleri inip çıkarken takılmaları, sürekli düşecekmiş gibi yürümesi aslında
aile içindeki sorunların gelgitli yapısını ifade ediyor bence. Annenin sürekli
sigara içmesi aynı şekilde sorunlarından kaçmak istediğinin altını çiziyor.
Violet'in sürekli sigara içmesinin sebebi bağımlılığından kurtulamadığını ve bu
bağımlıktan keyif aldığının işareti aynı zamanda.
Kötü yönleri:
- Sahnede tabak kırma sahnesinde daha dikkatli
olmaları gerekiyor. Özellikle en ön koltukta oturan seyirciler için tehlike
barındırıyor. Tabakları seyirci yönünde değil de sahnenin diğer tarafında
kırmaları daha doğru olur. Çünkü çok ani şekilde kırılan tabaklar, parçalarıyla
birlikte birinin gözüne gelebilir. Bu tehlikeyi gözardı etmeleri hiç hoş
değildi.
- Oyun gereğinden fazla uzatılmıştır. 1 saatlik bir
oyunu iki saate uzatmalarına hiç gerek yoktu. Zaten ikinci perdede oyunun
temposu gittikçe düşüyor. Annenin duygusal iniş çıkışları oyunu toparlıyor
sadece. Sakız gibi uzattıkça uzatmaları oyunun heyecanını söndürüyor bazı
noktalarda. Babalarının durumuna hiçbir kızı doğru düzgün tepki vermiyor
mesela. O acılı matemi gösteremediler sahnede.
- Bill, Charles, Charlie, Jean, Karen çok gereksiz
karakterlerdi açıkçası. Yani hikayede olmasa da olurdu. Mesela Bill karakterini
oynayan Şamil Kafkas'ın teknik oyunculuğu irrite edici. Karakterin kimyasıyla
bütünleşemediğini gözlemledim. Engin Delice de Charlie karakterinin içine
girememiş ne yazık ki. Bir baba figüründen çok aileye yabancı birini andırıyordu.
Charles'in klişe gitar solosuna hiç gerek yoktu açıkçası. Charles ve Ivy
arasındaki uyumsuzluk da çok dikkat çekiciydi. Karakterlerin bu konuda daha fazla
çalışmaları gerektiğini düşünüyorum.
- Jean'in sürekli bir yerlere gitmesi, oyundaki
varlığıyla bağdaşmıyordu. Ailesine karşı oldukça uzak ve soğuk bir karakterdi. Steve ile yaşadıkları dışında çok da önemi olmayan
bir karakterdi bence. Vejetaryenliğe yaptığı vurgu da çok gereksizdi. ''Ne
gerek vardı yani şimdi buna?'' diye düşünmeden edemedim. Karakterine daha fazla
çalışması gerekiyor.
- Sahneden birden fazla kişi farklı işlerle meşgul
olması da bir problem teşkil ediyor. Seyirci hangi birine odaklansın, poker
oynayanlara mı, babaları hakkında konuşan kardeşlere mi yoksa tavan arasında
uyuyan hizmetçiye mi? Bu açıdan bakıldığında çok göz yoran bir kompozisyon var
diyebiliriz. Daha derli toplu bir oyun olması gerekirken bu yönüyle çok dağınık
bir yapı sergiliyor.
0 yorum